Haber Detayı
09 Temmuz 2019 - Salı 06:29 Bu haber 101 kez okundu
 
Japonyaʹdaki kadın üniversiteleri onlarca yıldır hizmet veriyor
DÜNYA Haberi
Japonyaʹdaki kadın üniversiteleri onlarca yıldır hizmet veriyor

Japonyaʹda geçmişte geleneksel olarak kadınların toplumdaki statüsünü yükseltmek ve yükseköğretime erişimlerini artırmak amacıyla açılan sadece kadınlara özel üniversiteler, hala ülkenin birçok kentinde hizmet vermeye devam ediyor. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğanʹa geçen ay sonu Japonyaʹdaki G20 Liderler Zirvesi kapsamında Mukogawa Kadın Üniversitesinde fahri doktora verilmesinin ardından, Erdoğanʹın kadın üniversitelerinin inceleneceğini ve Türkiyeʹde bu konuda adımların atılacağını söylemesi kadın üniversitelerini gündeme getirdi. Japonyaʹda 800ʹe yakın üniversite var, bunların 80ʹe yakınını kadın üniversiteleri oluşturuyor. Çıkış noktasının 1800ʹlü yıllara kadar dayandığı, genel olarak Uzak Doğu ve Japonyaʹya karşı Batılı bakış açısının tezahürü olarak görülen kadın üniversiteleri, ülkede kadınların eğitimini amaçlayan proje olarak hayata geçti. Japonyaʹda İkinci Dünya Savaşıʹndan sonra kadın üniversitelerinin sayısında artış yaşandı. İlk özel kadın üniversiteleri 1948ʹte kurulan Tsudacuku Üniversitesi, Tokyo Kadın Üniversitesi, Nihon Kadın Üniversitesi, Seişin Kadın Üniversitesi ve Kobe Kadın Üniversitesi oldu. Daha sonra kadınlara yönelik birçok eğitim kurumunun açılmasıyla üniversitelerin sayısı artarken, ülke genelinde kadın üniversitelerinin sayısı bugünlerde 80 civarında. En çok çocuk gelişimi, ev ekonomisi ve hemşirelik Kadın üniversitelerinde lisans seviyesinde ev ekonomisinden sosyal bilimlere, hemşirelikten fen alanlarına çeşitli bölümlerde ders veriliyor. Başkent Tokyoʹdaki Oçanomizuʹda edebiyat fakültesinde beşeri bilimler, dil ve edebiyat, sahne sanatları, sosyal bilimler, fen fakültesinde matematik, fizik, kimya ile biyoloji gibi bölümler bulunuyor. Kyoto Kadın Üniversitesinde edebiyat, tarih ve dil bölümleri, hemşirelik, müzik, çocuk çalışmaları, psikoloji, ev ekonomisi, gıda ve beslenme, moda tasarımı ve hukuk gibi bölümler mevcut. Kamakura Kadın Üniversitesinde ise aile ve tüketici bilimleri fakültesinde ev ve sağlık bilimleriyle, beslenme ve diyetetik bölümleri, çocuk psikolojisi ve çalışmaları gibi lisans bölümleri bulunuyor. İçikawaʹdaki Wayo Kadın Üniversitesinde çocuk gelişimi, psikoloji, Japon dili ve edebiyatı, uluslararası çalışmalar ve iletişim, ev ekonomisi ve sosyal refah, moda ve sanat, sağlık ve beslenme, hemşirelik fakültesinde de hemşirelik bölümü yer alıyor. Nagoya Kadınlar Üniversitesinde de insan hayatı ve çevre bilimleri fakültesinde gıda ve beslenme, hayat ve çevre, ev ekonomisi ve iş, edebiyat fakültesinde İngilizce, çocuk gelişimi ve erken çocukluluk gibi bölümler var. Oçanomizu, ulusal sıralamada ilk 25ʹte yer alıyor Japonyaʹdaki kadın üniversiteleri bugün daha çok Hyoogo, Osaka, Kanagawa, Kyoto ile başkent Tokyoʹda bulunuyor. Ülkede bu modelin en eskisi başkent Tokyoʹda 1875ʹte enstitü ya da yüksekokul düzeyinde kurulan Oçanomizu Kadın Üniversitesi. Kadınların eğitimi için önce ˮlise sonrası eğitim kurumuˮ olarak açılan Oçanomizu, İkinci Dünya Savaşıʹndan sonra üniversiteye dönüştürüldü. Üniversite, Japon aristokratların eşlerine eğitim vermesiyle tanınıyor. Kadın üniversiteleri arasında en kaliteli eğitimi sağladığı belirtilen üniversite, Asya üniversiteler sıralamasında 300-350 aralığında bulunurken, Japonyaʹdaki en iyi 25ʹinci üniversite oldu. ˮİkinci Dünya Savaşıʹndan önce bakış açısı ʹiyi eş, iyi anneˮ Konuya ilişkin AA muhabirine konuşan Japonyaʹnın Ankara Büyükelçiliği Eğitim Ataşesi Şinya Takeuçi, Edo döneminde Hristiyanlığın yasak olduğunu, Meiji döneminde Japonyaʹya girmesine izin verildiğini söyledi. İkinci Dünya Savaşı öncesi ve sonrasında Japonyaʹda kadının eğitilmesi amaçlarının farklı olduğunu anlatan Takeuçi, şunları söyledi: ˮİkinci Dünya Savaşı öncesinde okullar ʹiyi eş ve bilge anneʹ yetiştirmek için açılmıştı fakat savaştan sonra bu bakış açısı, ʹyeni modern dünyaya ayak uydurmakʹ şeklinde bir amaca dönüştü.ˮ Savaştan sonra üniversite sisteminin de değiştiğini dile getiren Takeuçi, Japonyaʹda bugün kadınlarla erkeklerin sosyal hayatın içinde birlikte bulunduğunu, kadın üniversitelerinin de modern hayatta kendilerine misyon edindiğini belirtti. Takeuçi, Edo döneminde tapınaklarda beşeri bilimlerde eğitim verildiğini ancak Meiji reformları döneminde bu üniversitelerin ˮmodernleşme ve Batıʹyı anlamaˮ amacıyla açıldığını ifade etti. Bu dönemde açılan Budizm ya da Hristiyanlık temelli okulların sadece bu inanç temelinde eğitim vermediğini, aynı zamanda beşeri bilimler müfredatına yer verdiğini söyledi. ˮÜlkenin uluslararasılaşmasına katkı sağlıyorlarˮ Toplamda 77 kadın üniversitesinin 2ʹsinin devlete, 2ʹsinin de yerel yönetime ait, diğerlerinin özel işletme olduğunu kaydeden Takeuçi, en eskisinin Oçanomizu üniversitesi olduğunu söyledi. Erkeklerin, kadın üniversitelerine kabul edilmediğinin altını çizen Takeuçi, Japonyaʹda üniversitelerin sadece kadın ya da karma öğrenci alma konusunda kendilerinin karar verme yetkisi bulunduğunu belirtti. Takeuçi şöyle devam etti: ˮKurumlar, işletilmeleri daha da zorlaşacağından bölüm sayılarını az tutuyor. Yaklaşık yüzde 86ʹsında sadece 3 bölüm var, karma eğitim veren üniversitelerde ise 10ʹdan fazla bölüm var. Kadın üniversitelerinin bir özelliği de sınıfların kalabalık olmaması. Öğrenciler içinde bir bölümle devam eden de var, yan dallarını artıranlar da var. Hristiyanlıkla bağlantılı kadın üniversitelerine baktığımızda sosyal bilimler daha çok. Özel üniversiteler, işletme ve yönetimsel anlamda çağa ayak uydurmaya çalışıyor.ˮ Kadın üniversitelerinin ilk çıkış noktasından son yıllara kadar geçen sürede kadın eğitimine sağladığı yararlara da değinen Takeuçi, bu üniversitelerin ülkenin uluslararasılaşmasına katkı sağladığını belirtti. ˮMezunların yüzde 95ʹi iş bulabiliyorˮ Takeuçi, bu üniversitelerin Japon ulusal felsefesine, modernizasyonuna katkıda bulunduğunun altını çizerek kadın üniversitelerinin öğrenci değişim programlarıyla öne çıktığını anlattı. ˮKadın üniversiteleri mezunları çok güzel İngilizce konuşuyor hatta Japonyaʹda en iyiler diyebilirim.ˮ ifadesini kullanan Takeuçi, bu üniversitelerden mezun olanların yüzde 95ʹinin iş bulabildiğini vurguladı. ˮKadın üniversiteleri Batıʹdan esinlendiˮ Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Sinan Levent de Japonyaʹda kadın üniversitelerinin Uzak Doğu ve oryantalist sosyal hayatıyla doğrudan alakalı olduğunu belirtti. Bu üniversitelerin ˮgeri kalmış kadın haklarını koruma hareketiˮ olarak ortaya çıktığına işaret eden Levent, Japonyaʹda kadının 1945 öncesi seçme, seçilme ve istedikleri okulda okuma haklarının bulunmadığını hatırlattı. Japon İmparatoru Meiji ile ˮJaponyaʹnın Batılılaştırılmasıˮ politikalarının uygulanmaya başladığını kaydeden Levent, böylece kadının statüsünün yükseltilmesi çalışmalarının önünün açıldığını dile getirdi. İkinci Dünya Savaşı öncesi birkaç kadın okulunun açılmaya başladığını ama Japonyaʹdaki ataerkil sosyal yapının değişmesini sağlayamadığını belirten Levent, şunları kaydetti: ˮTa ki işgal görülünceye dek. Daha sonraki 7 yıllık işgal dönemi ve sonrasında Batıʹya uyumlu siyasetin ABDʹye bağımlı milli savunma politikaları neticesinde Japonyaʹya misyonerlerin girişi arttı. Malum misyonerlik faaliyetlerinin en meşhur olanı, sağlık ve eğitim alanındadır. Batıʹdaki örneklere bakılırsa, kadın üniversitelerinin arkasında dini bir grubun olduğu görülür. Japonyaʹda da kadın üniversiteleri Batıʹdan bu şekilde esinlenilerek kurulmuştur.ˮ Kaynak: AA

Kaynak: Editör:
Etiketler: Japonyaʹdaki, kadın, üniversiteleri, onlarca, yıldır, hizmet, veriyor,
Yorumlar
Haber Yazılımı